Yürek tahtına oturanlar arınırlar kusurdan...

Kalbinin çirkinliğini seyreylemeyip,
Yüzünün güzelliğine mi kanayım?
Heyhat! Fani olanı sergiliyorsun önüme…
İnan diyorsun! Hangi ispatsız sözüne inanayım?
Yine gam iliştiriyorsun günüme..
Sevmiyorsan eğer sevda rahlesinde aşk okumayı,
Uçurum kıyılarında raks edeceksin…

Gözlerinin renginden midir
Hayata böyle solarcasına düşüyor bakışın.
Her düş kırıklığının sonuna lanetler diziyorsun.
Yüzünü değil, kalbini okumaya talip olan gönlüme,
Ne diye suretini çiziyorsun?
Bilmiyorsan eğer yürek mehtabında yürümeyi,
Su üstünde koşmayı deneyeceksin..

Aşk’ı nerede arıyorsun da,
Düşüyorsun her adımda bir çukura.
Sonra gururuna gömüyorsun her hatanın hesabını.
Haykırışlarına kurban ediyorsun vicdanının sesini…
Duymuyorsan eğer sükûtun feryadını,
Kıyametin gürültüsünde uyuyacaksın…

Kusur gören gözlerle bakma bana!
Yürek tahtına oturanlar arınırlar kusurdan.
Yüreğinin bir ayağı kırık tahtına her oturan düşecek..
İçin yansa da, ruhun üşüyecek…
Okuyamıyorsan eğer gözlerin manasını,
Söz üstünde lehçe lehçe döküleceksin..

Kadim Dolunay