Her dokuduğum söze bin tokat düşer kitab-ı aruzda
Duygularımı derinlere iten, sevincimin azlığıydı
Kalemim savunmaya çekildi, düşüncelerim taarruzda
Mürekkebimi siyah yapan, sayfalarımın beyazlığıydı

Ayraç koydum her anıma, bir külfeti yaşamaya başladım
Besmele miktarınca inşirah duydum gecemin ayazında
Şu fakir ömrü, sonsuz hayatın zenginliğine bağışladım
Her ‘ah’ bir dua niyetiyle yükselir gönlümün avazında

Bir dağın sinesinde yankılansa vaveylam, yine az gelir
Yusuf kokan kuyulardan çıkardım yalnızlığımın demini
İçimde, müebbede mahkum özlemlere itiraz yükselir
Çatlar, ‘sessizlik’ isteyen emirle, arsızlığımın zemini

Heybeme nice hayaller sığdırdım, umutla döndüm ufkunda
Efsunlu cümlelerim yok benim; her harfin sonunda bir keder…
Çocuksu gülüşlerim kaldı, yorgun uçurtmaların ucunda
Makbere girince bedenim; ardımdan her satır bin ah eder

Kadim Dolunay