Şiir’i doğru anlaman için bir sır:

“Yüreğimi okuyabilmen için, gözlerime sevgiyle ak..
Madde’ye değil, Mana’ya bak..”

Kalbimde gül, yüzümde gonca yetiştiren yâr,
Yüreğin aşina bakıyor, gözlerin ağyar…


Bugün, yokluğunun uçurumunu çiziyorum suretime,
Hece hece sensizliğe düşüyorum.
Bakışlarımdan okunuyor gidişinin salâsı,
Kefensiz gitmelere gömülüyorum.

Nedir bu sevgimizin payına düşen inkâr?
Yüreğin hüzün çığırıyor, gözlerin ikrar…


Bugün, bir şeyler var boğazıma düğümlenen,
Her düğüme bir ah sürüyorum.
Dalgalanıyor zaman zihnimin en köhne yerinde,
Bir anıdan bir anıya sürülüyorum.
Olmaz mı bu ayrılık kavuşmaya feda?
Yüreğin vuslat okuyor, gözlerin veda…

Bugün, sükût perdesinden seyrediyorum dünyayı,
Haykırış desenli yorganlarda üşüyorum.
Acının örtüsüne dikiyorum bakışlarımı,
İplik iplik sökülüyorum.
Ne zaman açılır ki bu geçit?
Yüreğin gel diyor, gözlerin git!…

Bugün, karanlık yine itiyor güneşi dağların ardına,
Kızıllığın kan renginde yüzüyorum.
Bir sen kalıyorsun aydınlıktan geriye,
Hüznün avuçlarına dökülüyorum.
Artık bu yorgun çelişkiden uyan!
Yüreğin dayan diyor, gözlerin yan…

Bugün, sürükleniyor vakitler yine yarına,
Bir ömrü, bir günden süzüyorum.
Bi dünya sessizlik boşalıyor ışıksız odama,
Boynumdan kalbe bükülüyorum.
Mecnun ellerimden tutarken, nerede Leyla?
Yüreğin sükût içinde, gözlerin vaveyla…

Kadim Dolunay